Bitmeyen Kernek Parkı

Güzel Şehrimiz Malatya, Anadolu tarihinde önemli ve stratejik bir noktada yer alması, finansal ve manevi değerler bakımından onu cazibeli kılmıştır. Bu cezbeden özelliklerinden dolayı, şehrin tarihi boyunca sürekli el değiştirmesine ve hükümdarların gözlerini üzerine dikmesine neden olmuştur. Yıllar geçse de bu kimlik aslında değişmemiş. Belki yönetim sistemleri değişse de bu defada seçimle her partinin yönetimini almak istediği önemli bir şehir olarak halen cazibesini korumaktadır.

 

Malatya şehri tarihi kimliği ile gerçekten halen gizemini korumaya devam ediyor. Mezopotamya bölgesine yakın oluşu ve su kaynakları şehrin önemini artırırken birçok şehre giden yolların kavşak noktası olması değerini daha da çok artırmasını sağlamıştır.

 

Tabi ki elektriğin olmadığı çağlarda en önemli enerji kaynağı, en önemli yaşam kaynağı ve hatta en önemli stratejik güvenlik kaynağı su olduğu için, kurulan şehirler genellikle suya yakın olması kaçınılmaz bir gerçek olmuştur. Malatya’nın bu konudaki ilk yapılaşmalarına bakıldığında da suya yakın tepe noktalarının seçildiğini görebiliyoruz. Ancak ne var ki Roma imparatorluğu dönemine dayanan Eski Malatya’da (Battalgazi) bulunan kale ve civarında çok büyük bir su kaynağı görülemese de irili ufaklı dereleri görebiliyoruz. İşte tam da bur da yazımızın başlığını oluşturan Kernek parkının şelalesine rastlıyoruz. Neredeyse 1700-1800 yıl kadar öncesine dayanan bu şelalenin asıl yapım amacı Tarihi surların etrafında bulunan hendeklere su taşınılabilmesi ve böylece bir güvenlik çemberi oluşturulmasıdır. Asıl hikâyesi aslında daha uzun (www.mehmetbildirici.com) Mehmet BİLDİRİCİ beyin değerli araştırmalarında bulabilirsiniz.

 

Gel gelelim ki yapımı ve kullanımı asırlar öncesine dayanan bu şelale Sayın Ahmet ÇAKIR ile başlayan restorasyon garabeti sonrası çok çirkin ötesi bir görünüme kavuşmuş, şu an Selahattin GÜRKAN yönetimi ile ise de akıbetinin ne olacağı halen belirsizliğini korumaktadır. Bizim Malatya belediyeciliğinin her dönemde birinci önceliği, Kernek meydanı düzenlemesi, Kanal boyu ve çevresi düzenlemesi olmuştur, bunlar olmazsa olmazdır.

Oysaki bunca yıllık bir tarihi olan bu şelalenin o tarihsel dokusuna uygun bir şekilde restore edilerek hizmete sunulabilirdi. Ancak ne var ki, bir çok belediyede hizmet adı altında, gerek tarihsel dokuyu mahvetme, gerekse ekolojik çöküntüyü getirebilecek çevre felaketlerinin adı çevre düzenleme ve rekreasyon olmuştur. Toplumumuzun büyük bir kısmının araştırma ve okuma önceliği olmadığı için de bu yapılanları alkışlayarak izlemesi ve konuşması da kaçınılmaz olmuştur. 

 

Bizler şehirlerimizin değerini bilmeli ve bu değeri yönetebilecek kişileri seçmeliyiz, seçtikten sonra da hesabını sorabilmeliyiz. Yoksa şehirlerimiz birer beton yığını olmaktan ileri geçemez.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Kiremit 27 Temmuz 2021 08:57

    Zamanın d Peşinden gittiğiniz cebinizi dolduran guruh o kadar beton döküp su kaynaklarını kurutmuş ki kolay kolay bitmiyor .