Malatya'da İki Bakan'a mektup gönderdi

Malatya'da İki Bakan'a mektup gönderdi. Bakın ne istedi

Malatya'da İki Bakan'a mektup gönderdi Malatya

   Malatya Barosu Önceki Başkanı  Av. Selahattin Sarıoğlu,Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Milli Eğitim bakanlarına birer mektup yazarak köylüye köye döndürmekle taşınan öğrenciyi köye döndürmek birlikte düşünülmelidir dedi 

Sayın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanım;
KÖYLÜYÜ KÖYE DÖNDÜRMEKLE TAŞINAN ÖĞRENCİYİ KÖYE DÖNDÜRMEK BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİDİR
Hükümet, üretimden uzaklaşan ve ıssızlaşan köyleri yaşanılır hale döndürmek adına ‘Besiciye 300 koyun’,  ‘Genç çiftçiye 30 bin TL.’ gibi özendirmeler uygulamaya koyarken, aynı amaca güçlü bir destek verecek olan ‘Taşımalı Eğitimden-Yerinde Eğitim’e geçişi de birlikte düşünmelidir. 
Bilindiği üzere, hatalı tarım politikaları sonucu yaşanan üretimsizlik-işsizlik nedeniyle köylerimizin nüfusu azalmış, belirli sayıda öğrenci olmayınca da 1989’dan itibaren ‘Taşımalı Eğitim’ başlamış; 1998 Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim çıkmasıyla da yaygınlaşarak bu günlere gelinmiştir.
Bugün köylerimizde fakir halkımızın vergileriyle binbir zahmetle yapılmış ve yıllarca eğitime, öğretime hizmet etmiş okullar boşalmış, boşalan okullar kayısı kasalarının konulduğu depo, ekmek pişirme yeri, tabutluk ve daha çok da ahır, samanlık olarak kullanılmakta, bir çoğu da çürümeye terkedilmiş durumdadır. 

Okulların bu durumu bir yana, köylerinden onlarca km. uzaktaki okullara taşınan öğrenciler, sabah erken kalktığı için yeterince uyumadan, kahvaltı yapmadan okula gidiyor, yaşadığı yolculuk nedeniyle okula yorulmuş olarak varıyor, okulda, o birimin öğrencilerinden, öğretmenlerden dışarıdan gelen öğrenci olarak göçmen-muhacir öğrenci muamelesi görüyor, anne-babasının denetiminden, veli toplantılarına katılmasından, derslerinin takibinden yoksun kalıyor, ayrıca onların sırtına her ay servis ücreti yüklüyor ve tabii ki sonuç olarak verimsiz, başarısız bir eğitim, öğretim süreci yaşıyor.

Taşımalı eğitimin, bunlardan daha zararlı bir sonucu da, köyde öğretmenin olmaması; köylünün, öğretmenin ışığından, öğretmenin eşinin, çocuklarının, arada bir gelip gitse de 
yakınlarının örnekliğinden yoksun kalmasıdır. 
Bu eğitim yönteminin kötü olan sonuçlarından en kötüsü de,  artık okulun gönderinde Bayrağımızın dalgalanmaması, bahçesinde İstiklal Marşımızın okunmaması, Milli Bayramlarımızın kutlanmaması, voleybol, basketbol, masa tenisi oynanmaması, sene sonunda şarkılı türkülü müsamerelerin yapılmamasıdır. 

Bunca olumsuzluğuna rağmen halen uygulanmakta olan böyle bir eğitim şekline Türkiye Cumhuriyeti Devletinin nasıl olup da izin verdiği, önümüzde duran kocaman bir sorudur.

Olup bitenin, Türk Köylüsünün madden-manen içini boşaltmaktan, özünü koflaştırmaktan başka bir sonuca hizmet etmediği bellidir. 
Bu durum, ‘Bir yabancı proje hayata geçiriliyor da biz farkında mı değiliz?’ sorusunu akıllara getirmektedir ki, bu soru olağan şüphe olarak kabul edilmelidir.

Hükümet, tam da, ‘Köylüyü Köyüne Döndürme’ çabasındayken, öncelikle birbirine çok yakın köylerin öğrencilerini bir ortak köyde toplamak, süreç içinde de tüm köy ve mezra okullarını açmak, hem çocuğun ailesinin gözünün önünde eğitim-öğretim alarak sağlıklı gelişmesine, hem köylerin okulların ışığından yararlanmasına, hem şenlenen köylerin şehirdeki bunalmış insanı köye çekmesine, hem de tarım ve hayvancılığın gelişmesine yarayacaktır.
Bu bakımdan taşımalı eğitimden dönmenin, şehirdeki köylüye köye dönüş için vaat edilen teşvikler kadar önemli olduğu söylenebilir. 

Sayın Bakanım,
Bir köylü çocuğu olarak, Büyük Milletimize, fakir Halkımıza, onun vergileriyle yapılmış kurumlardan çok yararlanmış biri olarak, borçluluk duygularımla ve en derin saygılarımla sunarım. 13.04.2018
                                                                                              
                                                                                 
İnönü Cad. Eryılmaz Ap. 78/1                                                           Av. Selahattin Sarıoğlu
Battalgazi-Malatya                                                                       Malatya Barosu Önceki Başkanı
0532 682 83 15

 

SAYIN MİLLİ EĞİTİM BAKANIM;
KÖYLÜYÜ KÖYE DÖNDÜRMEKLE TAŞINAN ÖĞRENCİYİ KÖYE DÖNDÜRMEK BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİDİR

Hükümet, üretimden uzaklaşan ve ıssızlaşan köyleri yaşanılır hale döndürmek adına ‘Besiciye 300 koyun’,  ‘Genç çiftçiye 30 bin TL.’ gibi özendirmeler uygulamaya koyarken, aynı amaca güçlü bir destek verecek olan ‘Taşımalı Eğitimden-Yerinde Eğitim’e geçişi de birlikte düşünmelidir. 
Bilindiği üzere, hatalı tarım politikaları sonucu yaşanan üretimsizlik-işsizlik nedeniyle köylerimizin nüfusu azalmış, belirli sayıda öğrenci olmayınca da 1989’dan itibaren ‘Taşımalı Eğitim’ başlamış; 1998 Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim çıkmasıyla da yaygınlaşarak bu günlere gelinmiştir.
Bugün köylerimizde fakir halkımızın vergileriyle binbir zahmetle yapılmış ve yıllarca eğitime, öğretime hizmet etmiş okullar boşalmış, boşalan okullar kayısı kasalarının konulduğu depo, ekmek pişirme yeri, tabutluk ve daha çok da ahır, samanlık olarak kullanılmakta, bir çoğu da çürümeye terkedilmiş durumdadır. 

Okulların bu durumu bir yana, köylerinden onlarca km. uzaktaki okullara taşınan öğrenciler, sabah erken kalktığı için yeterince uyumadan, kahvaltı yapmadan okula gidiyor, yaşadığı yolculuk nedeniyle okula yorulmuş olarak varıyor, okulda, o birimin öğrencilerinden, öğretmenlerden dışarıdan gelen öğrenci olarak göçmen-muhacir öğrenci muamelesi görüyor, anne-babasının denetiminden, veli toplantılarına katılmasından, derslerinin takibinden yoksun kalıyor, ayrıca onların sırtına her ay servis ücreti yüklüyor ve tabii ki sonuç olarak verimsiz, başarısız bir eğitim, öğretim süreci yaşıyor.
Taşımalı eğitimin, bunlardan daha zararlı bir sonucu da, köyde öğretmenin olmaması; köylünün, öğretmenin ışığından, öğretmenin eşinin, çocuklarının, arada bir gelip gitse de 
yakınlarının örnekliğinden yoksun kalmasıdır. 

Bu eğitim yönteminin kötü olan sonuçlarından en kötüsü de,  artık okulun gönderinde Bayrağımızın dalgalanmaması, bahçesinde İstiklal Marşımızın okunmaması, Milli Bayramlarımızın kutlanmaması, voleybol, basketbol, masa tenisi oynanmaması, sene sonunda şarkılı türkülü müsamerelerin yapılmamasıdır. 

Bunca olumsuzluğuna rağmen halen uygulanmakta olan böyle bir eğitim şekline Türkiye Cumhuriyeti Devletinin nasıl olup da izin verdiği, önümüzde duran kocaman bir sorudur.
Olup bitenin, Türk Köylüsünün madden-manen içini boşaltmaktan, özünü koflaştırmaktan başka bir sonuca hizmet etmediği bellidir. 

Bu durum, ‘Bir yabancı proje hayata geçiriliyor da biz farkında mı değiliz?’ sorusunu akıllara getirmektedir ki, bu soru olağan şüphe olarak kabul edilmelidir.
Hükümet, tam da, ‘Köylüyü Köyüne Döndürme’ çabasındayken, öncelikle birbirine çok yakın köylerin öğrencilerini bir ortak köyde toplamak, süreç içinde de tüm köy ve mezra okullarını açmak, hem çocuğun ailesinin gözünün önünde eğitim-öğretim alarak sağlıklı gelişmesine, hem köylerin okulların ışığından yararlanmasına, hem şenlenen köylerin şehirdeki bunalmış insanı köye çekmesine, hem de tarım ve hayvancılığın gelişmesine yarayacaktır.

Bu bakımdan taşımalı eğitimden dönmenin, şehirdeki köylüye köye dönüş için vaat edilen teşvikler kadar önemli olduğu söylenebilir. 

Sayın Bakanım,
Bir köylü çocuğu olarak, Büyük Milletimize, fakir Halkımıza, onun vergileriyle yapılmış kurumlardan çok yararlanmış biri olarak, borçluluk duygularımla ve en derin saygılarımla sunarım. 13.04.2018
                                                                                              

İnönü Cad. Eryılmaz Ap. 78/1                                                           Av. Selahattin Sarıoğlu
Battalgazi-Malatya                                                                       Malatya Barosu Önceki Başkanı
0532 682 83 15

GÜNCEL GALERİLER

GÜNCEL VİDEOLAR

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom