Gençay Kaya

Gençay Kaya

'Kefâ billâhi vekîlâ..!'

Rahman ve Rahim olan Rabbin adıyla:

"Ey iman ettiğini iddia edenler, iman edin." ( Nisa-4/136)

Müthiş derinlikte bir ayet. Peki bu ayetin muhatabı kim? Şanı yüce Rabbimiz neden “ ey iman edenler, iman edin” buyurmakta?

İman ettim demek ile iman etmiş sayılmıyor muyuz yoksa? Elbette sayılmıyoruz, sayılamayız da. Fiiliyata dökülmeyenler sadece dilde kalır. İman olgusunu bu kadar basite indirgeyemeyiz. İman, mümine sorumluluk yükler.

Üzerine derinlemesine düşünülmesi gereken bu muhteşem ayetin muhatapları; 4/5 ayet öncesinden tanımlanmakta. Şöyle ki; bu ayetin öncesinden gelen ayetler iman etmeyi “güvenmek” olarak tanımlıyor. Defalarca “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır…” ayeti tekrarlanıyor.

Sonra yapılması gereken söyleniyor : “Kefâ billâhi vekîlâ.” “Güvenip dayanmak için Allah (cc) yeter.” ( Nisa-4/132)

Sonra bir uyarı geliyor: “Kim dünya sevabı isterse, bilsin ki hem dünya sevabı, hem ahiret Allah (cc)’ın katındadır.” ( Nisa-4/134)

Sonra öğütler ve uyarı geliyor: “Kendinizin, anne-babanızın veya akrabalarınızın zülfü yârine dokunsa da adalet ve eşitlikten şaşmayın, zengin fakir ayrımı yapmayın. Hepsinden öncelikli olan Allah (cc)’tır. Adaletten uzaklaşıp da nefsinize uymayın. Eğer eğilir, bükülür veya savsaklarsanız, iyi bilin ki Allah (cc) bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” ( Nisa-4/135)

Velhasıl; dilimizde bir “ Elhamdülillah müslümanım” sloganıdır gidiyor. Bu söylem ile imanımızı tescillercesine vicdan rahatlatmaktayız. Vallahi de vicdanlarımız rahatsız, kalplerimiz karardı, yaşantımız ve hatta uykularımız dahi huzursuz. Dünya meşgalesinde koşturup durmaktayız. Bu koşuşturma yordu bedenlerimizi; soluk soluğa kaldı nefsimiz. Günahkarız hepimiz.  Neden mi günahkarız? Çünkü hakkı ile güvenemedik alemlerin Rabb(cc)’ine. Söylemlerimizi dökemedik eyleme. Dilimizden dökülenlerin sadece yarısı dahi vücud bulsaydı eylemlerimizde her birimiz birer muvahhid ve muvahhide olurduk layıkıyla. Zinhar abdestsiz dokunmadık Kuran’a. Fakat abdestli olarak çiğnedik onun hükümlerini. Çok sevdik biz sloganik ve şekilci yaşamayı. Geçmişimiz bize pişmanlık yaşatmadığı gibi geleceğe de hep endişe ile baktık. Yarınlarımızdan, rızkımızdan, varlığımızdan hep endişe duyduk..! Hani “Elhamdülillah Müslüman” idik, hani iman etmiştik. Neden hakkı ile güvenemedik. Oysa bir ömür süresince misafir idik yeryüzünde; ev sahibi sandık kendimizi.

Rabb’in (cc) davetine icabet edelim. Yaşamımızın hiçbir aşamasında endişeye kapılmadan sadece O’na güvenelim. Bu güvenimiz dönüşsün artık eyleme; sözde kalmasın. Zira; inanır fakat güvenmezleri yüce kitabımız “münafıklar” olarak tanımlıyor.

(“ Öyle insanlar vardır ki Allah’a ve ahiret gününe inandık derler; oysa onlar iman etmemişlerdir.”  Bakara-8)

Yapılması gereken çok net; yüzümüzü mülke değil, Malikül Mülk (cc)’e dönmek. Sadece ve her daim O’na GÜVENMEK.

Selam ve dua ile…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Hamza Atlı @Kalemine sağlık

03 Kasım 2018 17:30

Harika bir yazı olmuş

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom