Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

"Newton'a Mektup"

Sevgili Newton,
Senin çoktan vefat ettiğini biliyorum. Taa 292 yıl önce. Yazacaklarımın sana ulaşmayacağını,
onları okuyamayacağını, duyamayacağını biliyorum. Olsun. Yine de yazmak istiyorum.
Çünkü sana yazacağım önemli şeyler var. Hem gecenin bu saatinde başka kim beni duyabilir
ki.
Küçükken dayım bana mektup yazdırırdı. O söylerdi ben yazardım: Pek çok kıymetli, candan
sevgili, baldan tatlı kardeşim mektubuma başlarken yüce Allah’ın selamı üzerine olsun.
Nasılsın? Bu naçiz kardeşini soracak olursan… diye devam ederdi mektubu. Biz ise şimdi
kendi aramızda kelimeleri slm, tmm, ok…şeklinde kısaltarak mesajlaşıyoruz. Fakat ben
seninle konuşmak istiyorum. Mektup, konuşacaklarımın aracısı olsun istiyorum.
Yarın fizik sınavım var. İyi çalıştım. Gece yarısı oldu. İnşallah çok güzel bir not alacağım. Bu
beni heyecanlandırıyor. Buna öğretmenim de sevinecektir eminim, çünkü öyle demişti bize.
Bu da beni heyecanlandırıyor. Ve ailemin memnuniyeti…
Ama asıl beni heyecanlandıran, adeta büyüleyen başka bir şey var artık. Senin isminle
öğrendiğimiz ikinci hareket yasası: “Fma”. Bu nasıl bir şeymiş böyle! Bir cismin kütlesinin
kaç kg olduğunu hiç bir terazi vb. alet kullanmadan bulabiliyorum. Bu güne kadar kütleyi ya
terazi ile ölçer veya Newton olarak verilen ağırlığını 10’a bölerek bulurdum. Fakat şimdi ne
terazi ne de ağırlık, hiç biri olmadan bir cismin kaç kg geldiğini hesaplayabiliyorum. Yeter ki
uygulanan kuvvetin etkisinde, cismin bir saniyedeki hızının kaç m/s arttığı söylensin. Bu ne
harika bir şey! Bu heyecan bile sana çok teşekkür etmeme yeterlidir. Sana çok teşekkür
ediyorum.
Ama hepsi bu da değil. Gecenin bu vaktinde bu kadar mükemmel bir bilgiyi nasıl elde ettiğini
merak ettim. Ve yazdım google’a “Newton”. Sayfa sayfa döküman geldi. Daldım satır
aralarına.
Bu kadar meşhur birinin yetim olarak dünyaya gelmesi beni şaşırttı. Üstelik cılız ve hasta.
Bililyor musun, hayatını okudukça bazen kendimi sende buldum?Hayatında dayının sana
yardımcı olduğunu, eğitiminde sana destek olduğunu duyunca çok etkilendim. Anlatayım
sana, belki duyunca sen de etkilenirsin. Benim dayım da bana yardımcı oluyordu. Ben orta
okula giderken bizim evde masa-sandalye hiç yoktu. Ödevlerimi yerde yapardım. Dayım bize
gelip bu durumu gözlemiş. Gidip tahtadan sehpa yüksekliğinde bir sandık yapmış. Ön
cephesini açık bırakmış. Üzerinde ödevlerimi yapayım, içine de kitaplarımı koyayım diye.
Evleri bize 7 km kadar uzaktaydı. Bu sandığı eline alıp da bizim eve kadar yürümüştü. Bu
sandığımı çok sevdim. Hala seviyorum. Benim için hala en güzel masadan daha güzeldir.
Bazen de kendimi senden çok farklı görüyorum. Sana göre daha fazla oyun oynuyorum.
Aslında bir sürü vaktimi oyun bile oynamadan bom boş geçiriyorum. Bu vaktimi
değerlendirebilirim. Her şey vakitle yapılıyormuş. Yapmadığımız şeyi artık vaktinde
yapamazmışız.
Hayatını okudukça anladım ki mücadeleymiş insanı meşhur eden. Çalışmakmış insanı
başarıya götüren. Azimmiş, engelleri aşmasını sağlayan. Aslında annen, senin çiftçi olman

için uğraşmış ama senin okumaya, öğrenmeye, bilgiye olan merakın ve azmin annenin isteğini
aşmış ve senin önünü açmış. Veba salgınından dolayı bulunduğun üniversite iki yıl kapalı
kalınca çiftliğine dönmüş ve bilimi tabiattan üretmeye devam etmişsin. Ve demişsin ki: Plato
arkadaşım, Aristoteles arkadaşım ama iyi arkadaşım gerçektir. Hiç evlenmemişsin, bir dönem
nişanlı kalmış sonra nişanlından ayrılmışsın. Keşke evlenseydin de bu gün torunlarınla
tanışma şansım olsaydı.
Diğer bilim adamlarına mektuplar yazarak fikir alışverişinde bulunduğunu öğrenince sana
mektup yazdığıma daha çok sevindim. Keşke şimdi yaşasaydın da bana da mektup yazsaydın.
Ne güzel arkadaş olurdum seninle.
Gece çok geç oldu. Yarına zor uyanırım. Olsun. Sana bu mektubu yazmak, benim için
hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biridir.

07.03.2019

 Ğıffari TÜRKMEN

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom