Lütfü Caner

Lütfü Caner

28 Şubat’ın Siyasi Yargı Kararları Bozulsun 1

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi 1996 ile 2002 yılları arasında  yaşanan sürece baktığımızda, bu ülkede adeta bazı insanların yaşamlarından, kültürlerinden ve inançlarından dolayı büyük bir zulme maruz kaldıklarını gördük ve yaşadık..

28 Şubat’ta, Türkiye’nin son seksen yılında, bu ülkede kanun ve yasaları kendilerine göre uyarlayan, kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayan insanlara yaşam hakkı tanımayan (siyasi bir güruh,) adeta 28 Şubat kararları ile bu ülkede büyük bir zulüm ve adaletsiz bazı karalar dayatarak, adeta bu millettin bir kesminin üzerinde silindir gibi geçtiler...

Evet  abartmıyoruz; gerçekten 28 Şubat kararları ile adeta bu ülkenin bir kesimini silindir gibi ezip geçtiler.. Ya onlar gibi düşüneceksiniz, onlar gibi inanacaksınız ve onların her dediklerine tamam diyeceksiniz.. Aksi takdirde size yaşam hakkı tanımaları mümkün değildi o dönemde...

Çünkü bir milleti yok etmenin yolu, ilk önce o milletin inançlarını, kültürünü, tarihini ve o milletin kutsallarını yok sayacaksınız ve o milletin gençliğini bütün bu değerlerden uzak yetiştireceksiniz..

İşte 28 Şubat’ta darbeciler aynen bunları yaptılar.. Baş örtüsüne saldırdılar, başörtülü kızlarımızı okullara sokmadılar. Cuma namazına giden öğrencilere, memurlara zulüm ettiler.. Yani kısacası büyük bir zulüm ve  büyük bir vahşet yaşandı Türkiye’de...

Bütün bu zulümleri yazmaya kalkarsak, sayfalar dolusu yazı yazmamız gerekir.. Çünkü yaşı müsait olan çoğu insanlarımız bu zulümlere maruz kaldı ve yaşadı.. Örneğin benim kızım başörtüsünden dolayı üniversiteyi okuyamadı. Ve Türkiye’de binlerce kızımız bu zulme maruz kaldı ve okuma hakları ellerinden alındı...

Biliyorsunuz Nur serter diye bir rektör yardımcısı, üniversitelerde ikna odaları kurdurtarak kızlarımızın başlarını açmalarını istiyor , aksi takdirde başörtülü olarak okuyamayacaklarını söyleyerek televizyonlarda arzı endam ediyordu.. Üniversitelere top sakallı öğrenciler içeri alınırken, normal sakallı gençler alınmıyordu...

İmam hatipliler yok edilmek isteniyordu.. Katsayı engellemeleri ile imam hatiplilerin önü kesilmek isteniyordu.. Ve hatta dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, “hayatıma mal olsa da imam hatipleri kapatacağım” diyordu.. Yapılan bütün bu zulümlerle ilgili, dönemin bir Genel Kurmay Başkanı, “bu bin yıl sürecek” diyerek adeta bu milletin inanç, kültür ve değer yargılarına karşı nefretini sergiliyordu...

Dönemin 11 aylık Refayol iktidarı  bu ülke için çok güzel hizmetler vermeye başlamıştı.. Necmettin Erbakan’ın başında olduğu Refa yol hükümetini devirmek için, akla hayale gelmedik  tuzaklar, senaryolar ve siyasi komplolar tezgahlanıyordu her gün.. Satılmış kartel medyası, Erbakan Hoca’nın başında olduğu Refayol hükümetini devirmek için, her gün yeni bir tuzak, yeni bir senaryo ve yeni bir gerginlik kurguluyorlardı...

Çünkü İsrail kesinlikle Necmettin Erbakan’ın başında olduğu Refahyol hükümetini istemiyordu.. Onun için vur abalıya misali Refah yol hükümetine yapılmadık zulüm, atılmayan iftira kalmamıştı adeta.. Mesela  terör örgütü başı FETÖ o dönemde Türkiye’deydi ve gazetelerde çarşaf çarşaf haberler yayımlayarak, Necmettin Erbakan hükümetine saldırarak, (“beceremediniz çekin gidin. Askerler sizden daha demokrat’tır diyordu.”) Üniversitelerdeki kızlarımıza ve devlet kurumlarında çalışan hanımlara başınızı açın, başörtüsü bir tefuvarrattır diyordu terör örgütü başı Fetö...

İşte maalesef yakın tarihte bütün bu zulümleri milletçe hep beraber yaşadık ve gördük bu ülkede...

DEVAMI YARIN...

Saygılarımla.

 lutfucaner@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom