Lütfü Caner

Lütfü Caner

Siyasi Partilere Kudsiyet Yükleyip Gerçekleri Görmeyenler

Gerçekten bugün bu  yazıyı yazmak istemezdim. Fakat zaman zaman yapılan bazı yanlış siyasi açıklamalar karşısında kendimi mecbur his ettim.

Çünkü 18 yaşımdan itibaren, (Milli Selamet Partisi Gençlik Kollarından yetiştim. )   Ve ömrümün 30 yıllı Milli Görüş mücadelesi içinde geçti...          

1977 yılında, İstanbul Fatih Camisi avlusunda Şehit edilen arkadaşımız Metin Yüksel İlk Akıncılar Derneğini Fatih’te kurdu.

   Aynı milli duygu ve düşünceleri paylaştığımız bazı arkadaşlarımla,bende İstanbu’lda ikinci Akıncılar derneği çalışmalarını başlattım ve Eminönü Akıncılar derneğini kurdum. Fakat henüz derneği kurmamın daha ikinci haftasında, resmi işlemleri başlatmadan tutuklandım ve yapılan incelemeler sonucu devre kaybı olarak askere gitmek zorunda kaldım. Ben askere alındıktan sonra, arkadaşlarım benden sonra derneğin resmi kurulma aşamasını çok şükür başarmışlardı. Ve o dönemde derneğimiz o günün şartları içerisinde uzun süre 12 Eylül darbesine kadar islami faaliyetlerde bulundu.

Evet, askerlik görevimin acemi birliği süresini bitirip usta birliğine gittiğimde, bir ay sonra bana bir dosya açtılar ve Şeriatçı propagandist suçlaması ile beni Tekirdağ Hayrabolu da, siyasi suçluların gönderildiği 131’ci  piyade alayına sürgün ettiler..

Gittiğim bu sürgün alayında, aylarca geri hizmette en ağır görevlere verildim ceza olarak. Peki, suçun neydi diye soracak olursanız; Evet suçum; Milli Selamet Partisi gençlik kolları üyesi olmak  ve Eminönü Akıncılar derneğinin kurucusu olmaktı. Çünkü o dönemde ki siyasi anlayışa göre; Milli Selamet partili ve Akıncı olmak suçlu olmaya yetiyordu..

Evet, Askerlik görevimi Şeriatçı propagandist suçlaması ile siyasi suçlu olarak çok zor şart altında yaptım. Halbu ki, biz akıncılar, o dönemde kesinlikle terör olaylarında uzak duruyor ve solcu, sağcı gurupların yaptığı hatalara düşmemeye çalışıyorduk. Ve bu konudan da gerçekten islami gençlik olarak başarılı olduk. İstisnai bazı küçük hadiseler hariç, biz akıncılar olarak genel anlamda Türkiye genelinde terör olaylarından hep uzak durmaya çalıştık ve bunu da başardık..

Mesela 12 Eylül darbesinin başı Kenan Evren, bu yukarıda söylediklerimi bir televizyon programında teyit ederek aynen şöyle demişti: “ Erbakan Hoca, Milli Selamet Partili gençliği teröre bulaştırmadı, hakkını yememek lazım” diye açıklamada bulunmuştu..

Evet, askerlik görevimin bitiminden sonra ki yıllarda, 12 Eylül darbesi oldu ve Milli Selamet Partisi kapatıldı ve yerine Refah Partisi kuruldu. Ve biz yine aynı şekilde, Refah Partisi ve ondan sonra Fazilet partisinde, aynı siyasi görüşte siyasetin içinde çeşitli görevlerle siyasi mücadelemize devam ettik..

2001 yılına gelene kadar, merhum Necmettin Erbakan hocamız, Milli Görüşe mensup gençliği gerçekten terörden uzak tutmayı başardı. Ve bu arada Rahmetli Hocamız Necmettin Erbakan, çok önemli bir şeyi daha başardı. Evet, Erbakan Hoca Sık sık biz gençlere; Fethullah Gülen’in masonlara ve siyonizme hizmet ettiğini ve çok dikkat etmemiz gerektiği açıklamasında bulunurdu..

Evet, daha sonraki yıllarda, merhum Erbakan Hocamızın söyledikleri harfiyen doğru çıktı. Çünkü 28 ‘Şubat darbesinin mimarlarından bazı paşalarla beraber, Aydın Doğan ve Fethullah Gülen’inde büyük payı vardı.

Fethullah Gülen, Aydın Doğan’ın gazetelerinden çarşaf çarşaf haberler yayımlayarak, Refah Partisine saldırıyor ve “beceremediniz çekin gidin” diyordu. “Asker sizden daha demokrattır diyordu.” Erbakan Hoca, Fethullah Gülen’in masonlara ve siyonizme hizmet ediyor söylemleri çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştı..

Mesela Fethullah Gülen uluslararası sularda, mavi marmara gemisinde şehit olan kardeşlerimiz için, İsrail’i kast ederek, “resmi otoriteden izin aldınızmı” diye açıklamada bulunmuştu..          

Rahmetli Erbakan’ın yıllar önce Fethullah Gülen için söyledikleri bir bir ortaya çıkıyordu..

Evet, bütün bu yukarıdaki satırlarda yaptığım açıklamalardan sonra, 30 yılını Milli Görüş Düşüncesinin içinde geçirmiş bir gazeteci olarak, şu soruyu bazılarına sormak istiyorum; peki, böylesine Fethullah Gülen’i çok iyi tanıyan Erbakan Hocanın partisi Saadet partisi; Fethullah Gülen’in bu tehlikelerine karşı ayını duyarlılığı gösteriyor mu dersiniz?

Merhum Erbakan Hoca, zamanında bizleri Fethullah Gülen tehlikesine karşı sık sık uyarıyor ve bu grubun ülke için çok tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Evet, maalesef durum aynen yukarıda Erbakan Hocanın söylediği şekilde gerçekleşirken, Peki, Saadet partisinin bir önceki genel başkanı Mustafa Kamalak’ın Fethullah Gülen’e tek söz söylememesi ve her fırsatta CHP ile kol kola girerek Fethullah Gülen’e toz kondurmamasını nasıl izah etmek lazım acaba ???

Ve yine şu anda Saadet partisinin başında olan Temel Karamollaoğlu’nun, Amerika , İngiltere ve Hristiyan Dünyasının yanında yer alan  CHP ile kol kola girmesini ve  Referandum’da Türkiye’ye saldıranlarla aynı safta olmasını nasıl izah etmek lazım acaba?

 Eğer siz bazı siyasetçiler olarak, kalkıpta duygusal bir ruh hali içinde veya siyasi ikballeriniz için,  Saadet partisine kudsiyet atıf edip manevi bir kimlik yüklemeye kalkarak, saadet partisi sanki bütün siyasi partilerden farklıymış gibi göstererek, bizim dışımızda ki diğer partilere oy verilmez diye toplumda manevi bir atmosfer oluşturmaya kalkarsanız; büyük bir yanlışa imza atmış olursunuz..

Yani saadet partisi gökten zembille inmedi. 12 Eylül 1980 darbesi paşalarının 1982’de yaptıkları darbeci Anayasanın 2820 nolu siyasi partiler kanununa göre, bütün siyasi partiler gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik anayasasına göre kurulmuş bir siyasi partidir..

Saadet partililer nasıl İslam’a inanıyorsa; Müslüman olan diğer siyasi partililerin seçmenleri de aynı şekilde İslam’a inanıyor. Saadet Partililer nasıl ki 5 vakit namaz kılıyorlarsa; Müslüman olan diğer siyasi partililerin seçmenleri de aynı şekilde 5 vakit namaz kılıyorlar. Saadet partililer nasıl ki 30 gün oruç tutuyorlarsa; Müslüman olan diğer siyasi partililerin seçmenleride aynı şekilde 30 gün oruç tutuyorlar.

Yani saadet partisi seçmeni islam’ın gereklerini nasıl kabul diyorsa; diğer siyasi partilerin seçmenleride aynı şekilde yapıyorlar..

Bütün siyasi partiler, Anayasada ki siyasi partiler kanunun 2820 nolu maddesine göre kurulmuş laik sistemin ürünleridir..

Saadet partili insanların iki eli iki ayağı var, diğer   siyasi partilere mensup insanlarında aynı şekilde  iki eli  iki ayağı vardır.

Peki,  bazı Saadet parti mensupları neden Saadet parisinin dışındaki siyasi partilere oy veren insanları bir manevi suçluluk psikolojisine sokmaya çalışıyorlar?

Eğer bir insan saadet partisine oy vermedi ise,bu insanlara karşı manevi bazı argümanlarla bir kara tablo çiziliyor ve insanları bir karamsarlığa sevk ediyor bazı Saadet partili siyasetçiler..

Söylerimsiniz Allah aşkına; Saadet partillilerin özelliği nedir?

Sakın hemen biz milli görüşçüyüz diye cevap vermeye kalkmayın.

Çünkü milli görüş yalınızca Saadet partisinin tekelinde değildir.

Milli görüş çerçevesi içerisinde olan milli ve manevi değerlerimize, en az bu milletin yüzde % 75  inanıyor ve imkanları nispetinde yaşamaya çalışıyorlar.

Gerçek imanın kimde olduğunu ancak Allah bilir..

Saadet partisine mensup olmayıp ta, milli ve manevi değerleri bütün hücreleri ile yaşayıp Allah kul olmaya çalışan nice salih Müslüman kardeşlerimiz ve insanlarımız vardır. Evet, saadet partisi tabanındaki kardeşlerimizi ve vatandaşlarımızı tenzih ederim.

Fakat bazı saadet partili yöneticiler resmen kendi siyasi çıkarları için saadet partisini farklı göstererek, yıllarca seçmeni kandırıp o koltuklarda kalkmak istemiyorlar..

Rahmetli Necmettin Erbakan Hocamız Sağlığında her fırsatta, Fetullah Gülen’in masonlar hizmet ettiğini ve Türkiye için bir tehlike olduğunu söylemesine rağmen, saadet partisinin şu anda ki yöneticileri neden Fetullah Gülen’e tek bir söz söylemiyor suskun kalıyorlar?

Bütün Hristiyan Dünyası birleşip 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütünü kullanarak Türkiye’yi parçalamaya çalışırken, Saadet partisi’de onların safında yer aldı.

Ve ne acıdır ki, Saadet partisi yöneticileri, o günlerde gerekmedikçe sokaklara çıkmayın diye Saadet partisi tabanına telkinlerde bulundu.

Ömrünün 30 yılını Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisinde geçirmiş bir kişi olarak, o haberler okuduğum zaman büyük bir üzüntü duydum.

Türkiye'nin parçalanmayla karşı karşıya olduğu 15 Temmuz günlerinde; Saadet partisi yöneticileri nasıl böyle bir açıklamada bulunyorlardı ?

Bütün bu olanları aklım bir türlü almıyordu..

 

Yani bu durum nasıl açıklanabilir ?

Kendi siyasi ikballeri için, siyaseti eğip büküp bazı siyasi partilere  kutsallık vasıfları atıf ederek milleti kandırmaya çalışanlar, yarın kıyamet gününde bunun hesabını asla vermezler.

Siyasi partiler ve demokrasi demek; Müslümanların bölünüp parçalaması demektir.         

 Bu gün Türkiye’de 68 siyasi parti bulunmaktadır.

Yani anlayacağınız Hristiyan Batı Dünyası, Türkiye ve islam Dünyasının bir daha ayakları üstüne kalkmaması için, demokrasi adı altında ülkeleri siyasetten parçalara bölmüşler ve maalesef bazılarımız halen bunun farkında değiliz ve küçük küçük siyasi partilerle ömrümüzü tüketip ülkenin zamanını boşa harcamasını görmemezlikten geliyoruz kendi siyasi menfaatimiz için..

Bu ülkenin 80 yılı boşa gitti, halen birileri asıl gerçekleri bir türlü görmek istemiyorlar. Bu ülkede 80 yıl bize basit bir piyadae tüfeğini dahi yaptırmadı Amerika.. Son 15 yılda, Türkiye savunma sanayinin % 70  yüzde yüz yapmayı başardı..

Evet, (Milli Görüş ) hiç kimsenin ve hiç bir siyasi partinin tekelinde değildir..

Dinini, vatanını, bayrağını, ezanını, milletini seven her kes milli görüşçüdür.

(Milli Görüş kavramı) bu milletin milli sembolüdür ve kimsenin tekelinde değidir..

Kimse kusura bakmasın...!

Saygılarımla. /  lutfucaner44@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom