Ramazan Bayındır

Ramazan Bayındır

2007-BİR ANI VE AŞK

Bundan tam 9 sene önce...
Takvimler 2007 yılının kurban bayramını işaret ediyordu.
Sabahın erken saatlerinde buz gibi bir hava vardı kapıda...
Havanın rüzgarlı ve kasvetli etkisi insanların dışarıya adımını atmaları için biraz özgüven,güç ve dayanıklılık istiyordu.
Olumsuz hava şartlarına rağmen insanlar maneviyat yükümlülüklerini yerine getirmek için bayram namazı adına camilere akın ediyordu.
Adem evlatları camiden çıkar çıkmaz bayramlaşma provası ve ritmine girdiler.
Güneş ufuktan tebessüm edici yüzünü gösterince ortam biraz daha neşeleniyordu.
Kurban kesmek için uygun ve elverişli olarak görülen alanlar insanların dolup taşmasıyla adeta bir miting alanına dönüşmüştü.
Daha bundan bir kaç gün öncesine kadar sahaya hakim olan kan,kin,nefret,öfke ve gazap tohumları filizlenmeye yeltenememiş ve yerini aşk'a,sevinç'e,kardeşliğe,barış'a ve cani gönülden bayramlaşmaya bırakmıştı...

Arkadaşlarla olan kısa bir hal-hatır münasebeti ve bayramlaşmadan sonra eve geçip hemen karşımızda duran O'nun evini gizlice yokluyordum.
Konuşmalıydım bugün...
En azından bayramlaşmanın vermiş olduğu manevi iklim belki de aramızdaki buzları eritebilirdi.
Ve beklediğim an, öğlen saatlerinden bir kaç dakikalik öncesine denk geliyordu.
Nihayet dışarıya adımını attı. Yavaş yavaş, ağır bir hava ve ritimli bir yürüyüşü vardı.
İncelikle...
Vakarlıkla...
Uysalca...
Ve hanımefendice...
Fırsat bu fırsattır deyip arkasından bir kaç dakika sonra yola koyuldum.
Kısa bir süre sonra adımlarımı daha da sıklaştırarak aramızdaki mesafeyi kapatmak üzereydim.
Mekan da tam uygundu...
Geçen gideni pek görememiştim.
Arkasından bir kaç adım kalmıştı ki hemen onun ismini seslenerek durdurmuştum.
Bir an durakladı. İşittiği sesin sahibini tanıdığı muhakkaktı.
Ben de olduğum yerde birden ne olduğunu anlamadan afallayıp saçma sapan sözler sarf ederek durdum.Biraz da ürpermiştim. Nasıl bir tepki vereceğini önceden kestiremedim. O'nunla konuşma konusunda kendime adapte ettiğim özgüven hissi sanki kayba uğramıştı.
Aramızda hep adı konulmayan bir korku vardı.Ayrılığımızın bizi ne tür sıkıntılara gebe bırakacağının önsezinde de bulunuyorduk.
Ortak bir karar ve yol bulamıyorduk bir türlü...
Aramızdaki kıskançlık ve güvensizlik krizi,bizi geri dönüşü olmayan yollara sürüklemesi an meselesiydi.
Evet, birbirimizi delicesine sevdiğimiz halde aramızdaki güzergah ve ahval bu şekildeydi.
Ansızın yavaşca,pakca ve usulca başını bana doğru döndürdü.İncelikle başını önüne eğdi. Fazla bekletmeden ölçülüce ve utanırcasına yanına sokuldum.
"Bayramların tüm insanlara birer hediye olarak sunduğu saygı,sevgi,merhamet,güzellik,değerlerimizin her daim tebessümle karşılanması gibi her günün bayram üzere olsun.Kalbimin derin kuyusunda isminin her an sayıklandığını lütfen unutma.
İyi bayramlar..." şeklinde kısa bir dilekte bulundum.
Sesi soluğu çıkmıyordu...
Ancak yavaşça aldığı nefesi bir an da katılaşıp ritmini kaybetmişti.
Ellerine dikkat ettiğimde bir yapışkan gibi birbirini sıkı sıkı tutuyordu. Bazen de bir eli diğer elinin tırnaklarıyla oynadığını rahatlıkla görüyordum.
Heyecanlanmıştı...
Başı hâlâ öne eğikti. Konuyu toparlayıp son noktayı koymamı beklediği aşikardı.
Aceleyle pantolonumun ön ceplerinden birinde iki tane özenle seçmiş olduğum bayram şekerini eline sokuşturdum.
Birden başını kaldırdı. Gözlerimin içine bakıyordu. Yanaklarından sevinç gülücüklerinin saçıldığını görmemek için kör olmak gerekirdi.
Ve beklediğim karşılıklı cevap da nihayet tane tane ortaya döküldü:
"Teşekkür ederim. Senin de bayramın mübarek olsun."

Günler, aylar ve yıllar birbirini kovaladı...
Ve aradan koskocaman tam dokuz yıl geçti...
Şu an da o bambaşka bir istikamette yaşamını sürdürüyor. Benimkinden farklı bir sektörde kariyer yapma hedefinde. Az kaldı ve güveniyorum kendisine nokta atışlar yapacaktır.

Yüce yaratıcının nimetleri ve kullarına sunmuş olduğu altın değerindeki akli melekeler, akıl sahiplerinin gün geçtikçe değişik rollerle farklı düşünmesine,apayrı beklenilmeyen kararlar almasına ortam hazırlar ve ayrıksı hükümleri mühürlemesine de sevk eder.
Aramızda şu anlık hiçbir şey bulunmamakta. Ancak insan ne olursa olsun geçmişi maziyi yad etmeden ferahlamıyor.
Şimdi seneler sonra insan,başlatmış ve çizmiş olduğu senaryonun başına tekrar dönebilir mi?
Başrol oyuncuları olan ikimiz bunu başarabilecek potansiyele ve anlayışa sahip miyiz?
Bir film şeridi gibi başa sarkıp eski heyecanlarımızı,aşk'ı,sevinci ve bayramı bir arada yaşayabilir miyiz?
Bunu hiç bilmiyorum...
Sayın okurlarımız;
Kalbinizin rotası ve pusulası kime doğru yol almak için adeta can atıyorsa inanınız ki tüm benliğinizle ve gerçekliğinizle o yola baş koyulun.
Başaracağınızı ümit ediyorum...

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom