Ramazan Bayındır

Ramazan Bayındır

TUZLU KAHVE

Uzun bir aradan sonra sahneye çıkmak veya isminin çağrılmasıyla apar topar kalkıp ağır adımlarla kürsüye çıkmak güzel bir his…
İlgi odağı haline gelip farklı türlerdeki  gözlerin takibinde olmak da tuhaf bir his…
Ama hiç beklenmedik an da kürsüde sadece tek bir kişinin ismini anmak, öyle zannediyorum ki apayrı bir duygudur. O ismin sahibi eminim ki sevinç çığlıklarına boğdurmuştur kendini. 
Duygular… Kalbi delen duyguların esiri olmak da tadılmamış, hissedilmemiş, umulmamış ve düşünülmemiş bir hissiyattır. 
Ve bir kadın… Veya diğer bir deyişle seçmiş olduğumuz yeni bir hayat. Her zaman düşünmüşümdür, acaba bir kadının saklı dünyasına ansızın dalmak aslında birdenbire o ana kadar yaşamış olduğumuz hayat şeklinden vazgeçmek midir? Diye…
Evet, aynen öyleymiş. Erkek, bir kadının hayat bahçesine girerse ne olursa olsun aslında kendi hayatından vazgeçip yepyeni bir hayata adım atmasıdır. Sanırım, hayatınız aslında seçtiğiniz kadındır. Bir kadın değil bir hayat seçiyoruz oysa…
Bana bunları hissettiren his, öyle ki Tanrının yeryüzüne bahsetmiş olduğu en samimi duygulardır. İnanıyorum ki; hayat, kutsal öğretilerde anlatıldığı gibi kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir. Ve eğer seçtiğimiz kadın, aslında yaratıcının güdümündeyse eminim ki, sizleri bir terastan diğer bir terasa sadece kadının götürür. Bunun dışında imkansız, mümkünatı yok gibime geliyor.
Ve şu an itibariyle durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, yaşadığınız hayat, hemen yanı başınızdaki kadının seçmiş olduğu hayat şeklinden kaynaklıyordur.
Bir kadın tanımak…
Bütün gel-gitleri, kaprisleri, gülüşleri, inancı, yaşayış tarzı, saçlarında yaratmış olduğu kavisler, küçük şımarıklıkları, korkuları, heyecanları, bağlılığı, samimiyeti,  şaşkınlıkları, hayal kırıklıkları, duyguları, hisleri, başarı-sızları, kurnazlıkları, bağırışları, kahkahaları, yemek yapılışları, giyim-kuşamlılığı, jest-mimikleri, gözleri, nefes alışları, saflıkları, şirinlikleri, küçücük yalanları, olağanüstü itirafları, kocaman yürekleri, korkusuzlukları, göz bebeklerinin büyüyüp küçülüşleri, elleri, tırnakları, ayak bilekleri, kirpikleri, kıskançlıkları, çocuksu hareketleri, istekleri, beğenileri, hoşnutsuzlukları, tutkuları, sahip olduklarından vazgeçişleri ve kendi gibi olmaya çalışan bir kadını tanımak…
Ve bunun için bir yüzük, mahcup bir bakış, hafiften gözlere bakarak tebessüm etmek ve yüz hatlarının çizmiş olduğu güzergahlardan yola çıkarak uzun hülyalara dalmak…
Tuhaf, iyi, sarsıcı, sürükleyici ve gizemli bir his bu…
Geceleyin ansızın kuytu bir köşede aile bireyleri gelecekle ilgili planlar çizerken sessizce önüne gelecek olan bir fincanı beklemek sanki dünyanın görmeye değer en anlamlı fotoğrafıydı.
Bir fincan tuzlu kahve...

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom