Tuğçe Aytimur

Tuğçe Aytimur

BU GİDİŞAT NEREYE?

Yaptığımız seçimleri düşündüğümüz de acaba tam tersini seçseydik neler olurdu?

Gün içinde kendimize sunduğumuz binlerce seçenek ve binlerce ihtimal var. Mesela, bu kitabı alsam mı? Dışarı çıksam mı? Burada trafik var, çevre yolundan mı gitsem? Onu arasam mı? Biraz geç mi uyusam?

Bende bu hafta kendime erteleyip durduğum bir soruyu sordum. Kursa gitsem mi? Gitmezsem ne kaybederdim, gidersem neler değişirdi hayatımda? Ve gitme yönünde bir karar aldım. Daha ilk günden anladım, hayatımda ki taşların yerlerini değiştiriyordum. Yaptığım seçimle, hayatımı inşa ediyordum…

Sen inşallah deyip eline bir tuğla alırsın. Ve hayatını inşa edersin. Yaratıcı da yardımını esirgemez. Seslendiğin yönden yankılar alırsın. Tabii ki bazen ters rüzgârlar gelir geçer. Ama neyi seçersen o yönde gidersin. Ve zamanla bütünleşirsin. Seçimin sen olur. Sen seçimin…

Bugün ne yemek yesem’ den tutun, seçtiğin dine kadar önemli önemsiz bir yığın ihtimale sahibiz.  İstesek de istemesek de kendimizi bir şeyi seçerken buluruz. Yani ki biz olan, bizimde ona dönüştüğümüz bir sürü seçimimiz var.

Her sabah uyandığımızda iki yol beliriyor. Sonra farklı iki yeni yol daha…

Neyi seçtiğin, doğruya gitmen tabi ki önemli... Ama ondan daha önemli bir şey var ki seçim yapabiliyor olmak. Bunun bizim elimize verilmiş olması. Ne yazık ki, buna rağmen yerinde sayanlarımız var…

Oysa yerinde öylece durmaktansa yanlış bir yolda tecrübeler edinmek de bir nimet. İmtihan verebilmek için zorlanmak; düşüp, tövbe edip yeniden yürüyebilmek…

Hata yapan insan, daha şanslı seçimsiz öylece durandan… Öylece durmak… Ay, mevsimler, çiçekler, balıklar, bakteriler; hayatta hiçbir şey öylece durmazken hem de…

Şu da bir gerçek ki, yapılan seçimlerde katı olmamak gerekiyor. Elimize aldığımız tuğla hayatımızla uyumsuzsa, şimdiye kadar ördüğümüz binaya terse vazgeçip daha uygun tuğlaya bakınmalı. Yani ki bir yolu seçince dönüp arkaya, diğer ihtimali de düşünmeli. O yoldan gitseydim nelerle karşılaşırdım? Diyebilmeli…

Bunun iki yararı var ki birincisi, seçtiğimiz yolun değerini anlarız. ‘ İşte doğru olduğunu bir kere daha kanıtladım kendime’ deyip daha sıkı tutunuruz. Diğer yararı ise, hataysa yolun başında fark edip doğru olana yürürüz. Bunu yaptığımız her seçimde uygulasak, dünya çok daha yaşanılası bir yer olurdu. Ve bunları yapabilmek için esnek olabilmek, daha çok düşünmek gibi vasıflar edinmek gerekiyor…

Mesela dinde. Seçtiğimiz dinin elhamdülillah müslümanız ‘dan öteye gitmesi için onu gerçekten bizim seçmemiz gerekiyor. Kimlikte yazmasının dışında, gerçek anlamında düşünmek, bir kere daha önemini anlamak gerekiyor.

Anlatmak istediklerimi Aliya İzzetbegoviç şu satırlarla özetlemiş:

‘ Müslümanlığın hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız? ’

 

Nerede olduğunu çok iyi biliyorum sevgili okur. Sende, bende, bizde ve seçimlerimiz de. . .

Vesselam. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom