Tuğçe Aytimur

Tuğçe Aytimur

DEV MİSİN, DEV DEĞİLSEN NESİN?

Belli bir dönem sadece kişisel gelişim kitapları okudum. (  Bu tür kitapları ortaokul ve lise yıllarında okumak istenilen etkiyi yapıyor. Yani sorumluluk sahibi bir insan olmak yolunda, zamanı verimli kullanıp iyi işler başarmada güzel etkiler doğurabiliyor.) Yerli yabancı yazarların İçimizde ki devlerle, isteyince her şeyi ama her şeyi başarabileceğimize dair benzer metinleri içeren kitaplardı bunlar. Her şey iyi güzeldi ama tüm bu kitaplarda bir şeyi atlamışlardı. Sabah kalktığımda ne yaşayacağımı bilmeden, başıma neler gelecek, hangi insanlarla tanışırım, kimin sözü bugün beni yaralar, kim beni mutluluktan havalara uçurur bilmeden, sadece isteyerek hayallerimde ki konforlu hayatı yaşayabileceğinizi söylüyordu bu kitaplar.

Evrene güzel mesaj yollarsan çok istediğin okulu kazanabilirsin. Çok sevdiğin o kızla evlenebilirsin. Borçlarından kurtulman için parayı sevip hayatına çağırmalısın… Buna benzer öneriler veriliyordu.

Yaşadığımız hayatın tamamını bizim seçimlerimizin oluşturduğunu söylüyor yazarları. Grip mi oldun? Bunu kendi seçimlerinle, mesela toplu taşıma aracı kullanarak sen yaptın diyordu. Ya da çok çalıştığın halde matematikten kaldın. Bunu da tamamen başarıyı istemediğin için başarısız olduğun söyleniyordu.  Her şey  senin etkinle şekilleniyor bu kitaplara göre…

Denedim. Deniyorum. İstedikçe başarmanın, mutlu olmanın yollarını…  Ama ne ülkede ki vergi rekortmenlerinin arasına girdim, ne en istediğim okulu kazandım ne de diğer tüm isteklerim. Oysa bu tarz kitaplara göre kesin başarmalıydım. Böyle söylediğimi duysa yazarları ‘ Demek ki bilinç altında tam olarak istemedin.’ derler. Başka açıklaması yok onlara göre. Oysa ben bilinç altımda yaşamıyorum ki! Tam tersine kullanmadığım şeyler biriktiriyorum orada. Sevdiğim insanlar, istediğim işler, hayallerim hep yanı başımda…

Evet, güzel şeyler düşlemek gerekiyor. Tüm bu düşlerin için çalışabilmen, kendini motive etmen gerekiyor. Güzel düşlerin kaderleşip yaşanabileceğine inancım da tam. Yine de insanız. Bazen yatağımda dönüp durmak istiyorum. Kalkıp işe gitmek, okula koşmak, ders çalışmak yerine. Bazen bütün günümü, dayak yiyen fakir çocukların elinden tutmak için ne gelir elimden? diye düşünerek geçirmek istiyorum. Bazen gevezelik etmek istiyorum. Bazen başaramamak daha çok şey öğretiyor başarmaktan ve başaramamak istiyorum. Parayı sevip isteyince bana geleceğini düşünmedim. Çünkü onu sevmek demek başka şeyleri daha az sevmek demek. Parayı sev demek yerine, ağacı düşün dedim kendime. Çünkü oksijen üretip her an soluklanabilmemi sağlıyordu. Her an soluklanabilmekte şüphesiz paradan daha kıymetli...

O yeşil yapraklardan taa denizin dibinde ki fotoplankton denilen minik canlılara kadar düşünüp ona minnet ettim. ‘ Çok sağol. Sen olmasan oksijen olmayacaktı ben olmayacaktım.’ dedim. Delice gelmesin. Derin düşünmeden bazı şeylerin kıymetini anlayamıyoruz. Ama genelde sığ sularda yüzmeyi tercih ediyoruz. ‘ Benim limanım burası. Demiri attım daha da düşlemem başka kıyıları…’ diyoruz.

Sevgili okur, içimizde bir dev yok! Tam tersine küçük çocuklar var. Çocukluğumuz var. Bu yüzden başarının da çocukken yaptığımız davranışları yaparsak bizimle olacağını düşünüyorum. Çocuklukta ki o tutkuya tekrar sahip olmalıyız. Bir iş bitince diğerine başlamalıyız…

Ama başarı yolunda her şeyin mübah olmaması gerekiyor. Belki en önemli derse geç kalmamızı sağlayacak ama yolda elinde ağır poşetleri olan bir teyzeye rastlayınca dersi tercih etmemeli. Yani ki başarı yolunda duyguları kaybetmemeli.

Belki psikolog olduk, başarıyı yakaladık ama psikolojisi bozuk bir psikolog işini iyi yapamaz. Şantiyede ölçüm yapması için duygulara ihtiyacı yok belki bir mühendisin, ama kaybettiği duygularla yalnız kalabilir, samimi gelmez sayılar dışında hiçbir şey bir matematik öğretmenine… Sonrasında ne mi olur? Herkes mutluluğu bir kutunun içinde ki tabletlerden bekler…

Başar başarmasına ama duygularını kaybetmeden.  Bazı değerleri unutmadan…

İyi bir insan olmayacaksak, tüm o iyi düşleri düşlemenin bir anlamı yok bence…

Bu konunun bencesi böyle. Ve bu düşünceleri oluşturmamda belli başlı kitaplar etkili oldu. Yukarıda eleştirdiklerimi değil ama sahiden yüreğe dokunan mini bir listeyi aşağıda bulabilirsiniz. Belki faydalanmak isteyen olur. Umarım olur…

Vesselam!

Jose Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı

Paulo Coelho - Simyacı

Arda Arel- Arayış

Mümin Sekman - Limitsizsiniz

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom