Tuğçe Aytimur

Tuğçe Aytimur

KELİMELERİN GÜCÜ ADINA !

Ben küçükken,  ilkokul öğretmenimiz kitaplardan beğendiğimiz yerleri okumamız için tahtaya çıkarırdı. Her gün biri tahtaya çıkıp okuduğu bir yeri bizlerle paylaşırdı. O zamanlar, kitaplara bu kadar sevdalı değildim. Çünkü okuduğum kitaplar kötü bitmiş, bende son yazısıyla birlikte son vermiştim okumalara. Kibritçi kız ve deniz kızını öldüren yazarlar benimde okuma sevdamı öldürmüştü. Sonra bir sözlüğün arkasında şu mini hikâyeye ilişti gözüm:

‘ Kölesi Ezop’a efendisi bir gün ‘Dünyanın en kötü şeyi nedir?’ diye sormuş. Ezop ‘ Dilidir.’ demiş ve ‘ insanın başına her türlü bela dili yüzünden gelir.’ diye açıklamış. Peki demiş efendisi, ‘ Dünyanın en iyi şeyi nedir, öyleyse’ Yine dilidir diye yanıtlamış Ezop. iyi kullanılırsa, açmayacağı kapı, girmeyeceği gönül yoktur. ’

O gün kalkıp bunu okudum bende tahtada. Herkes çok beğenmişti. Bende öyle. Çünkü o gün anladım ki, kelimeler çok güçlüler. Tek bir kelime ile dünyaya meydan okuyabiliyorsun, tek bir kelime ile dünyalar senin olabiliyor ve tek bir kelime ile aynı dünya başına yıkılabiliyor…

Kelimeler olmasaydı, nasıl dostluklar kurardık? Nasıl dertleşirdik? Nasıl ifade ederdik bizi deli eden şeyleri?

Bu denli önemli olmalı ki; Yaratıcı, kelimeleri verdi Âdem’e. Sonra onları nasıl kullanacağını öğretti. Böylece başlamış oldu bizlere gelinceye kadar serüvenleri…

Her gün, her an yüzlerce cümle kuruyoruz. Bunların bazıları sesli, bazıları da kendimize kurduklarımız;  karanlık kuyularda yankılanıp duranlar…

Kurduğumuz cümlelerin sonuna koyduğumuz meraklı soru işaretleri, gergin ünlemler, belirsiz üç noktalar… Yani ki beklentilerimiz. Evet, her cümlenin sonuna getirip yerleştirdiğimiz beklentilerimiz var. Kendimizden beklediklerimiz, hayattan beklediklerimiz, insanlardan…

Mesela paradan hiç bitmemesine dair bir beklentimiz var. Sağlığa ‘aman ben dikkat etmesem de sen hiç bozulma’ deyişlerimiz. Dostlardan bencilsek bile beni yalnız bırakma, aileler hep dursun orada arayıp sorup muhabbet edemesek de ailemiz olmadan yapamayız deriz. Elektrik faturasından az gelmesini, çamaşırların kırışmadan yıkanmasını, tuttuğumuz takımın hep gol atmasını, insanların biz leb demeden leblebi almak için Çorum yollarına düşmelerini…

Sürekli cümleler kuruyoruz, Yaratıcıdan az kullanılmış, emanet kelimeleri birleştirerek cümleler kuruyoruz. Ve hepsi bir beklenti içeriyor. Kelimeler ve beklentiler. Zamanla azalırken kelimeler, artıyor beklentiler…

Sizce de artık yeni bir şeyler söylemenin vakti gelmedi mi?

‘ Her gün bir yerden göçmek ne iyi,  

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.’

Mevlana, bir zamanlar fark etmiş bunu. Ve söylemiş yeni şeyler. Sıra bizde…

Vesselam…

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom