Tuğçe Aytimur

Tuğçe Aytimur

KENDİNE MÜSLÜMAN

Kanayan yaramız Din. Sadece bizim ülkemizin de değil, bütün insanlığın temel sorunsalı. Neden böyle? Din, inanç bize iyi gelmesi gereken kavramlar değil miydi?

Bu hafta bir film izledim. Ve en son repliği ‘ Eğer biri sana tanrıya ulaşabileceğini söylüyorsa oradan arkana bakmadan uzaklaş.’ diyor. Evet öyle. Çünkü biz  dini yanlış anladık. Tanrı eli sopalı bir öğretmen değil. Okumadan, söylenilenlere inandık. Mantık süzgecinden geçirmeyi günah saydık.

Aynı filmde, 2 türlü tanrının olduğu söyleniyor. Cümlenin burasına kadar günahkâr durumundayım değil mi? Belki içinizden bazıları bu da kim, ne saçmalıyor? deyip devam bile etmeyecek yazıya. Günahkâr olmamak adına yine okumayı, düşünmeyi terk edecek. Ben kalanlar için devamını getireyim. ‘ 2 tanrı var. Biri bizi ve her şeyi yaratan, diğeri insanların yarattığı.’ Şimdi parça parça bazı konulardan bahsedeceğim. Bunlardan bazı eklemeleri biz yaptık. Bazı algıları biz geliştirdik. Bakalım bizim yarattığımız tanrı ile gerçek tanrının söylediklerini ayırt edebilecek miyiz?

İslam da kadın önemlidir. Kimsenin kadına göstermediği değer İslam ile artmış, mirasta söz hakkı olmuş, ev işlerinde yardımcıları olmuş, sadece yemek yapıp eşine hizmet etmek ile var olmamış okuyup kendini geliştirmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Ancak böyle kadınlar iyi insanlar yetiştirebilir der günümüz psikolojisi, sosyolojisi. Ancak böyle evlerde yaşayan çocukların eğitim hayatı güzel başlar, der günümüz bilimi. Sonra zaman geçmiş ve fikirler bedene yansısın, istenmiş ki kanunlar çıkmış. Kıyafetini düzeltmeden girilememiş bazı alanlara. Sonra zaman geçmiş kanunlar değişmiş, her kıyafet ile girebilmiş her alana. Ama zihinlerde ki kanunlar devam etmiş. Bakışlar, belden aşağısına inip takılı kalmış. Kaşlar çatılmış. Uygun kıyafet anlayışı sığ zihinlerde tepinip durmuş. Otobüslerde birbirinin kıyafetini beğenmeyenler hakaret etmiş, şiddet uygulamış ve dahası…

Sonra yine zaman geçmiş. Kadın, kız, hanım, dişi, bayan… Sınıflamalar başlamış. Birine seslenecek olsanız ne anlama geliyordu deyip düşünmek zorunda kalmışsınız. Erkeklerden bazıları korkmuş konuşmaya, adım atmaya. Haram, günah, yasak, yanlış anlaşılır diye uçurumlar girmiş toplumun arasına. Kadın ve erkeği bölen uçurum, aynı cinsleri de bölmeye başlamış bir süre sonra. Yani ki bu sefer, zaman geçmeden ideoloji kavramı çıkagelmiş. Hemcinsler arasında ki uçurum da böyle oluşmuş. Senin dünya görüşün farklıysa, bizim hafta sonu oturup okuduğumuz meal derslerine gelemezsin.  Ay bak canım, kıyafetinde uygun değil senin.  Ya da, Ay tatlım sen gündüz vakti de olsa, bir kafe de kahve içip sohbet edemezsin. Senin evden çıkmaman gerekmiyor muydu? Bak bizim kıyafetimizde uygun…

Bir başka konu ki ayet. Ne demek ayet? Kaçımız biliyoruz ayetin ne demek olduğunu? Oysa herkes ömründe bir kere de olsa kullanmıştır cümle içinde. Ayetin ne demek olduğunu bilmeden, ne anlattığını anlayabilir miyiz? Harun Reşid’in papağanı da ezbere biliyordu, ayet ne demek bilmeden, ne anlatır demeden. Ama yaratıcı ona sorumluluk vermedi. Yani ki git başka papağan türlerine bak, aç olanı doyur, gücün yettiğince yetime destek ol, gösteriş için namaz kılma, yaptığın iyiliği anlatıp durma demedi. Madem bize verildi bu görev, papağan okuya dursun, biz kalkıp yapalım. Anlayarak yaşayalım.

Mesela, namazı dosdoğru kılın denir. Kuran’ın nerdeyse yarısında geçer bu cümle. Neden dersiniz bu vurgu? Yahu kıl işte değil de  dosdoğru kıl. Ne demek bu? Yani ki, namaz biter bitmez kalkıp yargılama kılmayanı. Kılarken düşünme dünyayı. Zaten suda boğulur gibiyiz dünyanın içinde. Namazla, kafamızı suyun yüzeyine çıkarır gibi nefes almamız gerekir. Oysa sadece kılmak için kılınır oldu. Sonra da sanki çok doğru yapılmış gibi ego sarıyor bu namazlı bedenleri. Kıldığın namazlar kabul oldu diye bir işaret mi geliyor sana? Bana neden gemiyor? Bizim neden haberimiz yok? Eğer sadece sen seçilmişsen, yanlış dinin ibadetini yapıyorsun. Kendini seçilmiş ırk sananlar başka değil miydi? Oysa sen namaz kılıyorsan eşitiz. Hepimiz aynıysak, Neden uyarıcısın her an?

Sevgili okur, anlamadan okumamak gerekiyor. Her duyduğumuzu doğru kabul etmemek gerekiyor. Kuran ‘ın bugün Türkçe çevirisini bulmak her şeyden daha kolay. Bir okusak, bir anlasak…

Belki o zaman şunu anlarız, Allah insanlara inanmama hakkı vermiş. İsteyen istediğine inanır, istediğini giyip, istediği gibi yaşar. Herkes kendine Müslüman, kendine Budist, kendine Hıristiyan... Kimse kimsenin yanlışını düzeltmek için gelmedi bu dünyaya. BENCE. Bu konunun da bencesi böyle. Eksik,yanlış, hatalı olabilir düşüncelerim ve dahi cümlelerim. Çünkü insanım ve yazılım programımda hata yap sonra öğren kodlu. Kendim kadar hatalıyım, en çok kendime yetecek kadar Müslüman ve kendime insanım. Bırakalım artık isteyen kılsın namazı, isteyen maviye boyasın saçlarını, isteyen peçesini taksın. Üzülünce gözlerimizden aynı gözyaşı dökülüyor madem, gerisi teferruat. Gelin o göz yaşlarını mazlumlar için dökelim. Aç, üşüyen çocuklara nasıl yardım ederiz ona kafa yoralım. Nasıl zalim insanlara engel olsak? Diyelim. Kim ne giymiş, kim ne demişi boş verelim…

Vesselam…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom