Tuğçe Aytimur

Tuğçe Aytimur

MİNİMALİZM

Resmini çekeyim derken köpüğü kaçıyordu kahvenin. Köpüklü yapıp köpüksüz içmek... Anlamsız geldi. Bıraktım telefonu, kahvemi içtim. İçerken sadece, telvesinden çıkacak hikâyeleri düşledim...  

 

Konuşurken insanların gözlerine bakmıyordum. Bir telefondan gelen bildirimler, bir dostlar derken  kaçamak  yasıyormuşum  hayatı. Bıraktım telefonu.. Dostlarla muhabbete daldım...

 

 Otobüste vazgeçilmez cam kenarı. Baktım, bakmıyormuşum dışarı. Keyifle izlemek dururken kuşu, dağı, ağacı... Ve telefonu çantama koydum. Çalana kadar almadım elime... 

 

Sonra bir kitap okudum. Minimalist yaşamı anlatıyordu. Evde gerçekten lazım olmayan yeni eski ne varsa elden çıkarın diyordu... 

 

Günler kovaladı durdu aynen bir diğerini. Ama beni kovalayamadı zaman. Çünkü zamanla yarışmak yerine, barıştım. Acele iş bizden değil diyerek, yavaşladım. Her gün bir şeyler eksilttim eşyalarımdan. Kitaplar, kıyafetler, kalemler, defterler...  Bende ki tüm fazlalıklar yüzünden eksik yaşayan insanlar vardı. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir gerçekti..

 

Sonra cam kenarında giderken dışarıyı izledim. Pek bir şey olmadı. Bir iki kuş gördüm. Bazen bulutlar siyah, bazen beyazdı... 

 

Sakinlik güzel. Ve en büyük özgürlük... Tahammül etmek zorunda değilsiniz. Ve takip etmek zorunda da değilsiniz. Sürekli değişen gündem, sürekli yoran insanlar... 

 

 

Tahammül etmek zorunda değiliz. 

Hiç bir şeye, hiç kimseye...

Zaten birilerine tahammül başlayınca, sevgi/saygı bitmiş demektir. İnsan sevdiklerine katlanmaz. Sadece sever...

Birileri kapılarınızı zorluyorsa, bunun adı değil sevgi. Ne zorlayan, ne zorlanan seviyordur bir diğerini. Sevdikleriniz kapıları çalarlar. Zorlamazlar. Yanınızda olması gereken anları bilirler. O zaman pat diye gelirler içeri. Zile basmaya, izin istemeye gerek yoktur. Sevilen yürekte, olağan üstü hal vardır. ‘Bu zor gününde yanında olayım mı?’ demezler. O ne öyle hem, minnet eder gibi. Gelir yanınızda olurlar. Sizi sevmeyen insanlarsa, kapıyı aralar bakarlar. Esikte dururlar. Ne içeri, ne dışarı...  Su uyurken, uyumayıp eşikte beklerler…

 

Böyle bu iki tip insanları uzaklara emanet edin sevgili okur, uzaklarda kalsınlar. Sizin kapınızın ardında... Fizan'a kadar yolları var. Sizi sevmeyen bu iki tip insana dikkat edin. Birisi eşikte, birisi zorla içerde... 

 

Bu ramazan, kapının önünü, ardını temizleyelim. Günahlarla birlikte dökülüversin yorup yıpratan insanlar. Bize sadece sevdiklerimiz kalsın. Birlikte güzel muhabbetler edip kırk yıl hatırlarını koruduğumuz, sevdiklerimiz. 

 

Bize sadece en sevdiğimiz kitaplar, giyerken huzur bulduğumuz bir kaç kıyafetimiz, bir kaç kalem, bir iki defter... Yeter. Yetmeli... 

 

Minimalist günlerden, sevgilerle... 

Vesselam... 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom