Yolsuzluk Yoksulluk Yasaklar

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana belki de en sık duyduğumuz üç kelimedir; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Hemen her seçim döneminde bu kelimelerden en az birini duyarız ve genelde seçim propagandaları da bu kelimeler üzerinden yürür. Ülkemizde hemen her iktidar döneminde irili ufaklı yolsuzluklar muhakkak ki olmuştur. Bunların bir kısmı daha sonra açığa çıkmışsa da büyük bir kısmı yalnızca gazetelerin ikinci üçüncü sayfalarında kaybolup gitti.

İki binli yıllar ile birlikte siyasal hayatımıza giren AKP seçim söylemlerinde bu üçlüyü bir arada ve “ÜÇ-Y” şeklinde bir propaganda olarak kullandı. Bu propagandasında da bir hayli başarılı oldu. Bu gün gidip tam aksi yönde fikirleri olan bir vatandaşa da sorsanız AKP iktidarının ilk iki dönemi için kötü diyemez ya da yanlış yaptılar diyemez. Ancak ne var ki 2009 ların sonu ile başlayan süreçte bu “ÜÇ-Y” olayı tam tersi istikamete dönmeye başladı.

Bizlere seçim vaadi olarak sunulan bu hizmetlerin, normal şartlarda gelişmiş toplumlar için zaten olması gereken konular olması ülkemiz demokrasisi için acınası bir durum. Bu bazen sorumluluğu altında bulunduğunuz anne ya da babanızın size, sana ekmek alacağım, sana su alacağım demesi gibi bir şey. Ataerkil bir toplum olmanın en büyük sıkıntılarından biri bu galiba sizden makamca büyük insanların size vadettikleri konuları, çok sıra dışı gibi görüp kendisine değer verildiğinin zannedilmesi olmalı.

AKP iktidarı da geldiği günden bu yana bu 3-Y ile ilgili politikalar üretti ve üretmeye çalıştı. Hatta bunlar arasında başörtüsü, okullarda dil seçeneği gibi birçok yasakları kaldırdı, yolsuzlukların üzerine gittiğini söylediler, hatta öyle ki 2007 yılına kadar geçen süreçte yoksulluk ile alakalı, bunu bende inkâr edemem bir refah artışı bile yaşandı.

Ancak iktidar hırsı, güç ve para insanoğlunun bütün duygularının her zaman önüne geçmiştir ve geçecektir. İnsanoğlu bu bağlamda kardeşini, annesini, babasını, çocuğunu ve hatta sevdiğini dahi ortadan kaldırmak için çekinmez. Tarihte birçok örnekleri vardır. Bu örneklerin birçoğuna kıskançlık denilebilir. Ama ne var ki bu tamamen lider olma, en önde olma duygusu ile yapılır. Ülkemizde karanlık yüzü ile tanınan Sedat PEKER’in, son dönemlerde bir video paylaşım sitesinde yayınladığı videolar aynı zamanda iktidar ve yakınındakilerinde karanlık yüzlerinin ortaya çıkmasına etki etmiştir. Tabi ki adı geçen gazeteci siyasetçi hemen herkes söylenenleri yalanlasa da, elindeki bir takım videolar ile kanıtlarını gösteren Sedat PEKER şu an için tüm izlenme rekorlarını kırmaya devam ediyor.

3-Y söylemleri ile iktidara gelen ve bu politika ile yoluna devam eden AKP iktidarı özellikle 2011 yılında başlayarakbu politikalardan uzaklaşmaya başlamış, iktidarda ki gücünü pekiştirmek adına hemen her yola başvurmaya başlamıştır. Yasaklar konusundan örnek vermek gerekirse, en son yasaklamalardan biri polislerin toplumsal olaylara müdahalesinin herhangi bir cep telefonu ile video kaydı yapılmaması konusunda getirilen yasak. Diğer bir yasak mevzusu ise pandemi döneminde protestoların yanlı olanlarına izin verilmesi yansız olanlarının ise bir şekilde yasaklanması konusu. Yoksulluk konusuna gelince AKP iktidarının ilk dönemlerinde gerçekten gerek altın ve döviz gerek reel hayat gerçekten makul seviyelerde idi, ancak 2010 yıllarının sonları itibari ile başlayan ve 2017 den sonra çok dik bir trend izleyen enflasyon ve döviz kurları halkın büyük bir kısmını alt gelir gurubuna mahkum etmiştir. Yolsuzluk konusuna gelince son dönemlerde öyle örnekleri var ki hangi biri anlatsak az olur. En son örneği eski ticaret bakanı Ruhsar Hanım hakkında çıkan belgeler oldu. Hiç biri yenilir yutulur iddialar değil ve iktidar tarafında bu yapılan yolsuzluklar hakkında bir yalanlama bile olmadı. Bunların dışında beni de çok üzen olay ise, Malatya Yeşilyurt Belediyesinin düzenlediği bir gezi sonrası Almanya’dan dönmeyen vatandaşlar ile başlayıp daha sonra Bingöl, Adıyaman şehirlerinde de olduğu tespit edilen Resmi insan kaçakçılığı, yolsuzluğun en tepe noktası diyebilirim. Hepsi bir yana bunca yolsuzluğa rağmen, ne bir soruşturma ne bir görevden alma olmaması, trenin raydan çıktığının bir göstergesidir bence.

Ben 1983 yılında Malatya’da doğdum büyüklerim ile konuşmayı eskileri dinlemeyi çok severdim. Hatta büyüklerimin büyüklerinden dinlediklerini bile sorardım. Bütün dinlediklerim ya da yaşadıklarım arasında bu gün ki örneklerin hiç birine rastlamadım. Giderek daha iyiye gitmemiz gerekirken giderek daha kötüsüne doğru gitmek çok üzücü. Başka ülkelerin gündemine bakıyorum bizlerin gündemine bakıyorum şaşırıp kalıyorum. Bakalım gelecek günler bize daha şaşırıp kalacağımız neleri gösterecek, ancak önemli olan bir şey var ki artık bu ülke de her sabaha huzurlu ve mutlu uyanmak istiyoruz. Her şeyin daha güzel olması dileği ile sağlıcakla kalın.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.