Çocuklarımız risk altında

Zamanımızın çoğunu sosyal medyada takipçilerimizle etkileşimde geçiriyoruz. Peki maaile içinde olduğumuz bu uygulamalar ne derece güvenilir ? 

Bir anlığına çocuğunuzun bakmaya kıyamadığınız fotoğrafının bir pedofilin tüm sapkınlığına alet olduğunu, bu kişiler arasında giderek yayıldığını hatta çocuk pornografisine konu edilip şehvetle arzulandığını düşünelim… Bir “tık” yakınlığındaki bu ihtimal, tahammül sınırlarını aşacak derecede mide bulandırıcı olmalı. 

Özel hayatın rafa kaldırıldığı günümüzde çocuklarımızın en özel anlarını, mahremiyetlerini; tanımadığımız, niyetlerini dahi bilmediğimiz milyonlarca kişinin ulaşabileceği sosyal medyaya taşıyoruz. Pedofillerin, çocukların görüntü veya kişisel bilgilerine sosyal medya aracılığıyla erişebilmeleri, cinsel eylemlerini gerçekleştirmelerine olanak sağlamaktayken, masumca paylaştığımız fotoğraf ve videolar amacının dışına çıkıveriyor. Yapılan bir araştırma sonucuna göre en az 45 milyon görüntünün olduğu bir pedofil sapkınlık sitesinde yayınlanan içeriklerin yarısının doğrudan sosyal medyadan elde edildiği ifade ediliyor. Bu konuyla ilgili olarak meslek büyüğüm üstad Antakyalıoğlu hazırladığı raporda, çocuk istismarcılarının gerçek fotoğraflardan çocukların porno görüntülerini elde ettiğine değiniyor. Bu da demek oluyor ki her paylaşımımızda yanan ateşe odun taşıyoruz.

Oysa “Bu kadar AKILlanmadan” önce özel hayat kavramı insanların vazgeçilmezi konumundaydı. Aile ve yuva, teşhir edilemeyecek kadar kutsaldı. Günümüzde bu anlayış oldukça değişmiş durumda. Öyle ki anne ve babalar umarsızca çocuklarının her anını kayıt altına alıp tanımadığı kişilerle paylaşıyor. Kısacası hayatımızdaki metalar akıllandıkça giderek bilinçsiz mahremiyet ihlali artmakta

 

Uluslar arası literatürde ‘mommy blogger’ , ‘mom blogs’ diye adlandırılan ve annelik olgusuna vurgu yapılan kavramlar pek tabi ki ülkemizde de hemen karşılık buldu… Zaten Batının ne zaman iyi yönlerini aldık ki ?

Bahsi geçen internet annelerinin hamilelik, doğum ve doğum sonrası gibi aşamaların tümü hakkındaki kişisel tecrübelerini paylaşarak annelik kimliklerini dijital ortama taşıdıkları görülmekte. Peki bu paylaşımlar kime ve neye hizmet etmekte? Çocuğa mı anneye mi? 

 

Binlerce kişiyle her anı, her yaşı, komik videoları hatta çıplak bedeni paylaşılan gönderilerdeki çocuklara ebeveynlerince sanal birer kimlik oluşturulmakta. Üstelik bu kimlikte gerçeğinden çok daha fazla özel bilgi yer almaktadır. Ayrıca her videosu, fotoğrafı yüzlerce beğeni alan ve kendisine duyulan ilginin bu şekilde yoğun olduğu hissine kapılan çocuk, gerçek hayatta da aynı ilgiyi bekleyerek sürekli bir onaylanma ve beğenilme beklentisine girmekte ve gerçeklikten tamamen kopmaktadır.

 

Tabi bahanelere de sarılmıyor değiliz: Pek tabi ki aramızda “ben sosyal medya hesabımda paylaşımlarımı görebilecek insanları sınırlıyorum, bununla beraber çocuğumun özel anlarını güvenli bir şekilde belirli insanlarla paylaşıyorum” diyenler de olacaktır.  Size kötü bir haberim var: Çocuk istismarı çoğunlukla aileye yakın kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. (Pedagoji Derneği, 2017) Buna Avusturya İnterpol’ü ve İstanbul EM Siber Suçlar Şube Müdürlüğü’nün ortak çalışması olan “dayılar öyle şey yapmaz” konulu istismar olayı örnek verilebilir. (Bknz İEM 2019)

 

Siz her ne kadar hesabınızın güvenilir olduğunu düşünseniz de; size olan yakınlığı sebebiyle “yakın arkadaşlar” listesine aldığınız ve fotoğraflarınızı görmesine izin verdiğiniz arkadaşlarınız yahut akrabalarınızdan herhangi birisinin pedofil olmadığından emin misiniz ? 

 

Soruya hemen yanıt vermeden önce şunu da belirtmem gerekir ki her istismarcı pedofili olmasa da Pedofil bireylerin genellikle cinsel eylemlerini gizli yapmaları ve tedaviye başvurmamaları, pedofili olgularının yaygınlığını belirlemeyi zorlaştırmaktadır (Erdoğan, 2010; s. 5). Bu demek oluyor ki çevrenizde bulunan ve samimi ilişkileriniz olan insanların bu tür sapkınlıklarını hemen fark etmeniz mümkün değil. Bu sebeple takipçilerinizi filtrelemek de riski asla sıfıra indirmiyor..

Peki ne yapmalıyız ? 

 

Aslında bu sorunun cevabı pek de zor değil. Çocuğumuzun yıllar sonraki gençlik ve olgunluk dönemleriyle empati kurup, onun mahremiyetine saygı duymalıyız. Masumane paylaşılan fotoğrafların dahi risk altında olduğunu bilerek çocuğumuzun özel anlarını gizli tutmalıyız. 

Unutmamalıyız ki paylaşılan her çocuk fotoğrafı, aynı zamanda çocuğun suiistimal edilmesine de neden olabilir (Orton-Johnson, 2017)

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.